Bigoo.ws All for your blog



www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

Fare İmleçleri kodları
makale - ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim - Blogcu

ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim

• 21/11/2007 - Dinle Neyden...

Kategori: makale

Dinle Neyden...
Dinle! Ayrılıklardan nasıl şikayet etmede şu ney, ve nasıl anlatmada ayrılıkları, dinle:
    "Erkek - kadın herkes ağlayıp inliyor feryadımdan; ağlayıp inliyor herkes beni kamışlıktan kestikleri gün başladığım feryadımdan...
    Özlemimi açmaya bir kalp istemedeyim oysa ben, ayrılıktan parça parça olmuş, beni anlayacak bir kalp istemedeyim. Hani vuslat zamanını arar ya aslından uzak düşmüş kişi, durmadan aslını arar ya hani!..
    Her toplulukta ağladığım bu yüzden benim, her yerde inlediğim bu yüzden. İyilerle dost olmam da, kötülerle oturup kalkmam da bu yüzden. Herkes dostum oluyordu zannımca benim, kendine yakın buluyordu çokları. Ne çare, araştırmadı kimsecikler içimdeki sırları, ve kimse anlamadı ayrılıktan şikayetimi...
                       Oysa Sırlarım Çığlıklarımdan Hiç de Uzak Değildir Benim!
    Keskin bakan görür, ve dikkatle dinleyen duyar onları. Yazık, yazık ki her gözde yok o nur, her kulakta yok o dikkat!.. Gizli değildir elbette ten candan; ve can tenden gizli değildir. Lakin canı görmek için izin çıkmadı kimseye...
    Hava değildir neyden çıkan bu ses, ateştir söyledikleri, nefes nefes ateştir. Ve yok olsun her kimde yoksa bu ateş! Bir aşk ateşidir içini yakan neyin; hani bir aşk coşkusu gibi içine düşen meyin!..
    Sevgiliden ayrı düşmüşü teselli eder bir ney, yoldaş olur ve musiki perdeleriyle yırtar aşığın sır perdelerini, sırdaş olur. Kim gördü ney gibi hem zehir hem tiryaki, hem dert hem derman başı? Kim gördü ney gibi hem özlemde, hem sarmaş dolaşı?
    Kanla dolu yoldan bahsetmede hep ney; aşk yolunun, Mecnun'un gittiği yolun öykülerini dillendirmede hep. Hani akılsızdır ya sırdaş olan akla, hani zordur ya müşteri bulmak kulaktan gayrı dile; işte o haldeyiz ki zaman erimede üzüntümüzden bizim; anlar yolunu şaşırmada... Ve günler yanışlara yoldaş durmada.
    Geçip gidiyorsa varsın geçsin günler; korkumuz yok ondan... Ey temiz yaratılışın biriciği, hemen sen yanımızda kal yeter! Günler uzadıkça uzadı nasibi olmayan için, ve suya kandı balık dışında her şey. (Bencileyin, bir balık kaldı susuz)

Pişkinin halinden ne anlasın ki ham...

Öyleyse sözü kısa kesmek gerek vesselam!..."

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 21/11/2007 - Aşktır ki, Gerisi Vesairedir...

Kategori: makale

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma derman kim helâkim zehr–i dermanındadır

Fuzuli

Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim... Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim. Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak, Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.

Sevgili!..

Şimdi senden uzakta, aşk şudur diyebilsem eğer, son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım. Bildim dediğim bir aldanıştır çünki o, duydum dediğim bir yanıştır. Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden. Sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak, ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak. Bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda, yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda. Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz, ama aşkın ateşiydi yandığımız. Artık şüphedeyiz, canları yâre ulaştıran bir sel miydi aşk, şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi!.. Sana varacak yolların çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanışların sesi miydi!..

Her şey sen olsun şu dünyada ve

olmasın sen olmayan dünya da.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/8/2007 - Kimiz, Kim Olmaya Özeniyoruz?

Kategori: makale

GÜZEL kumaşlar satan bir kumaşçı dükkanında iki top basma varmış. Basmalardan biri mütevazi; renkleri ve desenlerinden memnun bir şekilde onu alacak, kıymetini bilecek müşterilerini sabırla beklermiş. Arkadaşı ise daha renkli ve desenleri daha güzel olduğu için bir an önce beğenilmek ister ve bunun için de elinden geleni yaparmış. Mütevazi olan ona hep

“Arkadaşım, sakin ol, sabırlı ol; biz birer basmayız; bizim kıymetimizi bilenler bizi almalı; kendini ipekli kumaş gibi ortaya koyup durma; sen ipek değilsin, seni ipek sanıp alanlar ipek olmadığını anlayıp seni geri getirirler, kesildiğinle kalırsın; hem bu halinle bizi dokuyana da hakaret etmiş olursun; seni dokuyan seni basma olarak takdir etmiş; “ben basma değilim” demekle seni dokuyana nankörlük etmiş olursun, yapma böyle, eğer bu desenler sana verildiyse bir maksat içindir, kendini ipek sanman için değil; üzerine bir çamaşır suyu dökülürse bu desenlerden eser kalmaz-desensiz kalıverirsin, o zaman ne yapacaksın" dermiş. Fakat bizim sabırsız basma bütün bunları dinlemez, kendi bildiğini okumaya devam edermiş.

Bir gün dükkâna; uzuna yakın, alımlı, kızıl saçlı, yanında iki çocuğu olan, kendinden emin bir kadın girmiş. Bütün kumaşları gözden geçirmiş. Bizim basmanın içi kıpır kıpırmış. Dönüp bana baksın, bak beni nasıl beğenecek diye içi içini yiyormuş. Bir de ne görsün? Kadının gözleri, bizim basmadaymış. Bizim basmanın kalbi yerinden fırlayacakmış neredeyse. Kadın, dükkân sahibine bizim basmayı göstermiş. Dükkân sahibi topu indirmiş raftan. Kadın şöyle bir bakmış basmaya.Yoklamış elleriyle. Basma olduğunuanlamış anlamasına ama desenler, renkler onu cezbetmiş.

Diktireceği elbiseye en uygun desenler ve renklermiş. Fakat basma oluşu düşündürmüşbiraz. Neyse demiş, “Bu desenler, bu renkler sendeyken basma oluşunun bir önemi yok. Sana öyle bir model uygulayacağım ki, cümle ipekli elbiselersenin güzelliğini kıskanacak, başın hep dik olacak senin.”

Kadın bizimbasmadan iki metre kestirmiş. Çantasını koluna takıp, çocuklarını da alarak evine gitmiş. Terziye gitmeden önce aldığı kumaşı suya bastırması gerekiyormuş. Almış bizim basmayı bir kova suya batırmış. Sabaha kadar kovada kalmış zavallı. Sabah, kadın basmayı çıkarmış kovadan. Suyunu silkmiş, kuruması için ipe asmış. Bizimki şimdi de ipte, güneşin karşısında kurumayıbeklemiş. Kuruyunca kadın alıp ütülemek istemiş. Çünkü buruş buruş olmuşmuş. Ütüleyip tekrar ölçmüş basmayı. Bir de ne görsün?! Bizim iki metrelik kumaş çekmiş kalmış mı bir buçuk metre. Bir de renkleri biraz solmuş mu ne?!

Kadın küplere binmiş. Suç sanki kumaşınmış gibi başlamış bağırmaya. Sonra alıp dükkâna götürmüş; kumaşcıya da bir sürü bağırıp çağırdıktan sonra öfkeyle çıkmış dükkândan. Kumaşçı ne yapsın? Kadın bile bile almış onu. Sonra aslını anlayınca geri getirmiş. Bu kaçıncı oluyormuş. Kumaşcı uyarmasına rağmen kadınlar renk ve desenlerine aldanıp alıyor, sonra geri getiriyorlarmış.

Kumaşçı ne yapsın şimdi? Her defasında, geri gelen par çayı topa yeniden sarıyormuş. Yine, her zaman yaptığını yapmış; bizim basmanın gelen parçasını topunu sarmış, mütevazi basmanın yanına-eski yerine yerleştirmiş. Bizimkisi acı içindeymiş. Kadına karşı da çok öfkeliymiş; "Beni ipekli elbiseler gibi yapacaktı, beni kandırdı, yerimden etti, üstelik o kadar suyun içinde bekletti, yetmedi ipe astı-güneşte bıraktı, bununla da yetinmedi, kızgın ütüyü her zerreme bastırdı; sonra da çekmişim, renklerim biraz solmuş diye beni geri getirip attı" diye veryansın edip duruyormuş.

Mütevazi arkadaşı, ona şefkatle demiş ki; “Gel kardeşim, biraz beni dinle, sabret, unutma ki kadının seni alması için çok çabaladın; bütün desenlerini,renklerini ortaya koydun; basma olduğunu unuttun; onu suçlamakla eline birşey geçmez; gel sen kendine bak, kusuru kendinde görene ne mutlu, böylece düzeltebilirsin kendini; kendi nefsini ıslah edemeyen, baskasını ıslah edemez; gel sen kendinden başla; hem benim tanıdığım bir kumaş örücü var,ondan rica edelim senin kesik yerlerini örsün-tamir etsin, yoksa böyle hep alel usul sarılı kalacaksın, en ufak rüzgarda yerinden oynayacaksın; gel arkadaşım kesiklerini birleştirelim, tamir edelim ki daha büyük sorunlara neden olmasınlar.” Ne dersiniz? Bizim kendini ipekli sanan, basma arkadaşını dinleyecek mi?

Yoksa ben böyleyim, ben değişemem, Beğenmiyorsan arkadaşlığımı, sen bilirsin deyip yine hırsına yenilip, aslını kabul etmeyerek zarara düşmeye devam edecek mi? Bilemiyoruz. Fıtrat çok değişmiyor. Fakat kusurlarımızı farkedip büyük bir cehdle değiştirmeye çalışabiliriz. Kabul etmemiz gereken, kusurlu olabileceğimiz gerçeğidir. Bunu kabul ettikten sonra düzeltme çabası da, affedilme çabası da gelecektir. Yeter ki kendimizi kusursuz kabul etmeyelim. Basma iken ipek zannetmeyelim

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Uzatma dünya sürgünümü benim

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

medreseizehra
dernekli
bizimada
tevhidmucadelesi
hazanmevsimleri
duaufku
cemrenur991
nuruaynim
Yeni ırmak blogcu
mevlana1
yeşil yemyeşil
ebruname
corcianaz
vuslatgulu
hulyasati
saclariniz
dinahlakokulu
dilmea
asu42
desertofrose
yaraliserce
kbveasu
ademy
teknikpcdersleri
beyonceresimleri
ozlemlehayat
alaska1
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:54
| Sonraki Sayfa

Kategoriler

radyo çağrı fm